RSS

Etiket arşivi: baba

Baba-oğul…

Sayın Yılmaz Özdil’in(-ki ailecek bayıldığımız bir yazardır.)bugünki köşe yazısı;

Baba-oğul…

Sabah sabah babam aradı…

Canım çok sıkkın.

*

– Boyun bosun devrilsin…

– Hayırdır babacım?

– Babacım mabacım deme bana… Bu yaşa geldin bi pırlantacı açamadın!

– E sen de başbakan olamadın!

– Terbiyesiz herif! Boşuna mı okuttuk…

– Valla hiç kusura bakma babacım, ben sana dedim beni imam hatibe gönder diye, sen tuttun Atatürk Lisesi’ne gönderdin, geleceğimle oynadın… Yoksa ben de istemezdim böyle olmamı.

– Ananız şımartıyor zaten sizi…

– E anamı da sen şımartıyorsun; torun torba sahibi oldu, hálá kafayı örtmedi… O açık kaldığı için bizim de kısmetimiz kapanıyor… O bayrağı da indirsin artık balkondan, sonra ağlıyorsunuz niye bize avanta buzdolabı gelmiyor filan diye.

– Sen bize laf yetiştireceğine el álemin çocuklarına bak biraz da utan!

– El álemin çocuklarına bakacağına, sen biraz arkadaşlarına bak asıl… Ahmet amca işçi emeklisi, Hüseyin amca asker emeklisi, Bekir amca memur emeklisi… Bu ne biçim çevre? Haybeye el öpüyoruz her bayramda… Bi günden bi gün, bi tanesi çıkıp da, gel sana burslar vereyim Amerikalarda okutayım, gel seni şirketime ortak edeyim dedi mi? Küçükken o kadar pipimizi gösterdik, hani vefa?

– İnsan bi gemicik alır bari…

– Bakan oldun da, almadık mı?

– Hadi çok uzatma, tansiyon hapım bitti, ayarla şu doktoru da gidip alayım…

– Bizim doktoru sürdüler…

– Nasıl sürdüler?

– Uçtu o… Cumhuriyet mitingine mi katılmış ne, aldılar görevden… Ama istersen muhtarı arayıp, beleş kömür gönderteyim.

– Oğlum kalorifer mazotlu…

– Eh be baba… Pırlantacı açamadım diye bana kızıyorsun ama, sendeki ticari zekáya da hayranım yani… Al kömürü, sat!

– Senin gibi evlat olmaz olsun!

– Ağabeyime de söylemişsin aynı şeyi, kalbimizi kırıyorsun… Büyük sözü dinleyip en az üç tane yapsaydın, biri hayırlı çıkardı belki…

– Arama bizi bi daha…

– Sen de arama zaten, dinliyorlar… Atıp tutuyorsun emekli maaşlarıyla ilgili, alacaklar Ergenekon’dan içeri, göreceğiz yakutu zümrütü.

*

Kapattı sonra…

Canım çok sıkkın. 🙂

 
Yorum yapın

Yazan: Şubat 12, 2009 in Hoşuma gidenler

 

Etiketler: , , , , , , ,

Amca,Baba yarısıdır yavrum :)

Türk sinemasındaki en iyi kötü karakterlerden biri,hatta en iyisidir nalço.Nalço ne diye düşünen varsa,kesinlikle farklı bir yerde yaşıyor.Çünkü ülkemin her yerinde nalço yazısını görmek mümkün.(Nalço=Nuri Alço)Türk filmlerinde her türlü uyşturucu yada kadın tahciri olarak gördüğümüz,kadınların yüzüne kezzap atan yada yatağa atıp resimlerini çekip şantaj yapan bu adamı seviyoruz.Niye sevilir böyle bir kötü karakter hiç bir fikrim yok,ama bende sevenlerin içindeyim onu belirtim.Kısa bitirmek gerekirse Sevgili nalço,sevenload’da yayınlanmak üzere içeriği kız tavlamak,kızlara yanaşmak ve onlara hediye almak olan bir yayın hazırlıyor.Kesinlikle eğlenceli olucağı görüşündeyim.İşte link!

Dipnot: Nuri Alço logosuna dikkat edin,u harfindeki gazoz esprisine bitmiş durumdayım.

 
Yorum yapın

Yazan: Şubat 10, 2009 in Hoşuma gidenler

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bir Baba ve Oğulun hikayesi

80’ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı.

Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.

O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.

Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: ‘Bu ne oğlum?’

Oğlu şaşkın, cevapladı: ‘o bir karga baba.’

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: ‘Bu ne oğlum?’

Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: ‘Baba, o bir karga’….

Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu.

Yaşlı baba üçüncü defa sordu: ‘Bu ne?’

Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: ‘O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?’

Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
‘Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?’

Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.

Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.

‘Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.

23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.

Sanırım bazen Ailemizin bize gösterdiği sabrı,biz onlara karşı gösteremiyoruz.Hoşuma gitti yayınlamak istedim.

 
Yorum yapın

Yazan: Şubat 5, 2009 in Hoşuma gidenler

 

Etiketler: , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: